Netflix’in Geleceği

Hizmetlerini büyük bir zevkle kullandığım platformlardan birisi Netflix. Öte yandan Netflix’in önümüzdeki iki yılda ciddi içerik kaybına uğrayacağı öngörülmekte ki bu durum benim gibi Netflix severlere kötü haber. Sebebine gelince; Netflix içerik üretici şirketlerin (Disney, NBC vb.) desteği ile büyüdü. Uzun süre bu alanda tek kaldı. Öte yandan son dönemde içerik üreticisi şirketler Netflix muadili kendi hizmetlerini planladıklarını duyurmaya başladılar. Örneğin Disney, Disney+’ı duyurdu ve 2017-2019 yılları arasında o yıl en çok izlenen ilk 3 filmin tamamı Disney’e ait.

  • 2019 için: Avengers: Endgame, Captain Marvel, ve Aladdin
  • 2018 için: Black Panther, Avengers: Infinity War, ve Incredibles 2
  • 2017 için: Star Wars: The Last Jedi, Guardians of the Galaxy 2, ve Beauty and the Beast

Bu yıl yayına girenler hariç şu anda tamamı Netflix bünyesinde ve bu yıl sonu itibari ile Netflix’ten bu filmler kaldırılacak. Bunları izlemek için Disney+ aboneliği gerekecek ve muhtemelen bu abonelik Netflix’in yarı fiyatına olacak.

Sahaya inen diğer bir şirkette HBO’nun sahibi olan AT&T. HBO’nun ürettiği içeriklere The Sopranos, Game of Thrones, ve Sex in the City örnek verilebilir. AT&T’de önümüzdeki yıl kendi streaming hizmetini başlatacakmış.

Özetle Netflix değerli içeriğini yitirecek. Bunu destekleyen örnekleri daha da zenginleştirmek gerekirse ABD’de Netflix’te en çok izlenen program The Office. NBC Universal bu programı Netflix bünyesinden bu yıl sonu itibari ile kaldıracakmış. Gelecek yıl onlar da kendi servisini başlatacaklarmış. Diğer bir popüler program olan Friends ise Warnermedia’nın ve o da AT&T bünyesinde. Dolayısı ile en iyi ihtimal ile 2020’de o da Netflix’ten kaldırılacak. Netflix’in en popüler 50 programının yarıdan fazlasının haklarının başka şirketlere ait olduğunu da belirtmek gerek. Bu içeriğin bünyelerinden kaldırılması durumunda ciddi bir kayıp yaşayacakları aşikar.

Dolmuşu İcat Eden Adam : Aşçı Halit

hic-bilmediginiz-istanbul-istanbul-istanbul-nostalji-15184691929 ekonomik krizi patladığında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kepenkler bir bir kapanıyor, bütün esnaf gibi taksicilerde kara kara düşünüyordu.

Cağaloğlu’nda lokanta işleten Aşçı Halit ise turistlerle ahbaplık kurdukça taksiciliğe de başlamıştı bu sıralarda. Fakat kriz döneminde kontak açmadan evinin yolunu tutuyordu.

Daimi müşterisi Musevi bir işadamı işlerin bozulduğunu ve artık taksiye binemeyeceğini söyleyince Aşçı Halit, aynı yöne giden dört müşteriye saatin yazdığı ücreti paylaştırmayı önerdi. Bu önerinin kabul edilmesiyle Taksim – Eminönü dolmuş seferleri de başlamış oldu. Aşçı Halit iyi para kazanmaya başlayınca diğer taksiciler de dolmuş yapmaya başladılar.

Ama dolmuşçuluğun resmileşmesi ancak 1954 yılında oldu.. Çünkü tramvay şirketi bu işe karşı çıkıyordu.. İnsanlar tramvay bekleyip sıkış sıkış gideceklerine artık dolmuşlara biniyorlardı.. Belediye 5 kişinin ayrı ayrı para ödemesini kabul etmedi.

Bir kişi öderse olur dedi (taksi gibi) ve yıllarca dolmuşlar sanki taksiymiş gibi kabul edildi. Ayrıca dolmuşçuların tramvay hatlarında dolmuşçuluk yapmaları da yasaktı ama bu yasak da belediyece gevşek tutuldu..30 lu yıllardan 1954 e kadar bu böyle devam etti.. 54 yılında dolmuşçuluk taksilerden ayrı plaka ve şartlarla tüm belediyelerce kabul edildi..

Bazılarımız Neden Marka Tutkunudur?

Tercihlerimizi özgür irademiz ile belirlediğimizi sanarız fakat psikoloji alanında yapılan araştırmalar bunun böyle olmadığını söylüyor.

Hepimiz bilinç altımızdan gelen güdüler ile hareket ediyoruz. Bu güdüler ünlü psikolog Carl Gustav Jung tarafından arketipler olarak tanımlanmış. Arketip kelime anlamı olarak ilk örnek, öz, asıl numune anlamlarını taşıyor. İnsanlar uzun dönemler boyunca karşılaştıkları olayları birtakım kalıplara oturtmuş ve bu kalıplar kuşaktan kuşağa DNA kodları gibi aktarmıştır. Bunun sonucunda da annelik, savaşçı, yetim vb arketipler ortaya çıkmıştır.

Dünya çapında başarılı markaların hemen hepsi kendileri ile bu arketiplerden birisini özdeşleştirme yoluna gitmiştir. Hatta bu markaların başarılı olmasının temel sebeplerinden birisinin bu rollerden birisini başarılı şekilde canlandırması olduğu söylenebilir. Masum, yetim, kahraman, fedakar, savaşçı, gezgin ve büyücü markaların kullandığı arketiplerden bazılarıdır.

Örneğin Coca Cola masum arketipini kullanmaktadır. Hayat zor ve acımasızdır. Coca Cola ise cenneti yani mutluluğu vaat eder. Nike savaşçı arketipini kullanmaktadır. Savaşçı ruhu taşıyanlara hitap eder. Levi’s kaşiftir. Rutin kuralların dışındaki gerçeği ve kendini arayanlara hitap eder.

Markalar hedefledikleri arketipler ile kendilerini dolaylı yoldan özdeşleştirmektedir. Ürün tasarımı, sunumu, satış lokasyonunun dizaynı, reklam kampanyaları vb. her detay bu doğrultuda planlanmaktadır. Yukarıda örnek verdiğim markaların ürünlerine bakacak olursanız aslında fonksiyonel özellikleri dışında (giyinmek ve içmek) pek bir anlam taşımamaktadırlar. Fakat işin içerisine bir hikaye kattıkları zaman ürün bizler için fonksiyonel özelliklerinin dışında anlamlar kazanmaktadır. Bu hikayeler de arketipler baz alınarak hazırlanmaktadır.

Tüketiciler olarak herbirimizde bu arketiplerden bir veya birkaçı baskın konumda. O nedenle bizdeki baskın arketip ile özdeşleşen markaya yöneliyoruz.  İşin en can alıcı kısmı neden yöneldiğimizin bilinçli olarak farkında olmadan yöneliyoruz…

Çevremizde gördüğümüz bazı markalara tutkun bireylerin bu tutkularının temel nedeni kendilerinde baskın olan arketipler ve tutkunu oldukları markaların bu arketipi somutlaştırmış olmasıdır.

Başarı ve Özsaygı

Ülke olarak başarılı olmamız, bazılarının diğerlerini geçmesine değil, herkesin elinden gelenin en iyisini yapmasına bağlıdır. Elimizden gelenin en iyisini yaptığımız her seferinde ruhumuz da büyük bir doyum hisseder. Ortaya çıkardığımız kaliteli bir hizmet ya da ürün ruhumuza aynalık yapar ve, bu şekilde, bize gerçek değerimizi yansıtır. Yüksek bir özsaygıya erişmek için, yaptığımız herşeyi mükemmel bir biçimde yapmaya çalışmaktan başka yol yoktur.

Deutsche Bank’tan Farklı Bir Çalışma

Aşağıdaki fotoğraf bir mağazadan değil Deutsche Bank şubesinden alınma. Bu ay kadınların daha çok ilgisini çekmek için şube içerisine popup mağaza açmışlar. Burada temel amaç insanların bankaya sadece ihtiyaçları olduğu zaman değil daha sık ve herzaman uğramasının sağlanması. İlginç bir çalışma olduğu kesin. Fikir tutarsa sanıyorum birkaç yıla kadar bizim bankalarda da görmeye başlarız.

Perakende de eski usul mağazacılık biraz sıkıcı olmaya başladı sanki… Deutsche Bank örneğine benzer bir örnek İtalya’da da mevcut. Kitap, şarap ve özel yapım makarna çeşitlerinin bir arada satıldığı çok güzel tasarımlı bir mağaza görmüştüm. Bir diğer örnek olarak Tchibo verilebilir. Bir kahve markasının her ay yeni bir tema ile farklı ürün satması eskiden pek alışık olduğumuz bir durum değildi.

Resim

Başarının formülü // Success Formula

İstatistiksel olarak başarının formulü:

başarı = yetenek + şans

büyük başarı = biraz fazla yetenek + bolca şans

 

Statistically formula of success:

success = talent + luck

great success = a little bit more talent + a lot of luck

 

Girişimcilik Üzerine Birkaç Veri

Dünya üzerinde bulunan 1426 dolar milyarderinin 960’ı tüm serveti kendi girişimleri ile kazanmıştır. Yani sadece %33’ü miras yolu ile servet sahibi olmuş durumda.

Peki kendi çabaları ile dolar milyarderi olan bu girişimciler tek bir büyük fikrin peşindenmi koştular? Büyük çoğunluğu için cevap hayır. Sadece 130’u tek fikrin peşinden koşarken 830’u birçok fikrin peşinden koşmuş. Yani seri girişimciler.

Yazımı ünlü milyarderlerden Richard Branson’un bir sözü ile bitireyim.

Fırsatlar belediye otobüsü gibidir, herzaman bir başkası yoldadır.

“Mortgage” kelimesinin anlamı

Son 10 yılda hayatımıza giren, uzun vadeli konut finansmanı anlamında kullandığımız “Mortgage” kelimesinin nereden geldiğini hiç merak ettinizmi? Bu kelime Fransızca’da “ölümüne rehin” anlamına gelen bir kelimeden geliyormuş. Ülkemizde kredi süreleri çoğunlukla 10 yıl ile sınırlı tutulurken yurt dışında 30 yılı bulan vadeler ile kredi kullandırtıldığını hatırlatmakta yarar var.


Ücretsiz, online oyun oynamak için retoxin.com ‘u ziyaret edin.

 

Argande 2013 – 2014 Kış Kolleksiyonu

Argande 2013-2014 Sonbahar/Kış Koleksiyonu Hatice Gökçe’nin tasarım koordinatörlüğünde Türkiye’nin önde gelen moda tasarımcılarından Özgür Masur, Gamze Saraçoğlu, Mehtap Elaidi, Gül Ağış ve Nihan Peker önderliğinde hazırlandı.

Kolleksiyona göz atmak için:

http://www.flickr.com/photos/undp_turkiye/sets/72157634231348138/

Ağustos ayından itibaren aşağıda listelenen Mudo mağazalarında ürünler satışa sunulacak.

  •  Ankara Panora
  • İstinye Park
  • Akmerkez
  • Cevahir
  • Antalya Migros
  • Bursa Korupark
  • Akbatı
  • Carousel
  • Forum İstanbul
  • Midtown
  • Maltepe Carrefour
  • Ankara Ankamall
  • Mudo Online Satış mağazası

Sprey Giysi

Londra’da sunulan sprey ile oluşturulan kıyafet vücut üzerinde dikişsiz bir t-shirt oluşturuyor. İcatı yapan kişi İspanyol modacı Manel Torres. Geliştirme çalışmalarını ise Imperyal Collage London ile birlikte yürütmüş.

Sprey Tshirt

Sprey çok küçük lifler ve bir solventten oluşuyor. Vücuda sıkıldıktan sonra kuruyor ve elyaflar polimerler ile bir bağ oluşturarak dokusuz bir kumaş oluşturuyor. Şu ana kadar yün, keten ve akrilik elyaf ile denemeler yapılmış.

Manel Torres kimya mühendisi olan Paul Luckham ile ortak olarak Fabrican Ltd. adlı bir şirket kurmuş ve ürünlerin pazarlamasını bu şirket üzerinden gerçekleştirecekler. Bu icatlarını başta tıp olmak üzere başka alanlarda da kullanmak istiyorlar. Örneğin yanık yaralarında sprey ile uygulanacak bandaj hastaya hem daha az acı verecek hemde daha steril olacak. Solventin içerisine katılacak ilaçlar ile yara bölgelerine aynı anda ilaç uygulanırken bandaj da yapılmış olacak.  Diğer bir örnek ise otomobillerde döşemelik kumaş uygulaması. Çok daha hızlı ve az maliyetli şekilde yapılabilecek.

Sprey Elyaf Uygulaması

Manel Torres icadını anlatıyor: